info@sirfdanismanlik.com.tr Sırf Danışmanlık Hizmetleri

Akademik Konular

Performans yönetimi sisteminin temel amacı, çalışanların şirket hedefleri doğrultusunda etkin bir şekilde çalışmalarını sağlamaktır. Dolayısıyla, performans yönetimi sisteminde, çalışanların şirket hedefleri doğrultusunda etkin bir şekilde çalışmasını sağlayacak araçların ve yaklaşımların geliştirilmesi ve kullanılması esastır.
Performans yönetimi sisteminin ana unsuru, çalışanların performansının takibini ve geliştirilmesini amaçlayan performans değerlendirmesi sistemidir. Performans değerlendirmesi sisteminin amacı incelendiğinde, aşağıda yer alan iki ana noktanın göze çarptığı görülür:

SIRF Danışmanlık, . işyerlerinin çalışma hayatında karşılaştıkları, İşçi-İşveren İlişkileri, İş Sağlığı ve Güvenliği, Çevre, Kalite, Gıda Güvenliği, Trafik Güvenliği konularındaki problemlerin çözümüne katkı sağlamak amacıyla kurulmuştur. Şirket idari danışmanlarımız 1979 yılında bu tarihe kadar sendikaların çalışmalarını gözlemlemiş ve bu konuda uzman bir ekip oluşmuştur.
Sırf danışmanlık olarak iş hukuku, sosyal politika, sosyal güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği, işyeri hekimliği, acil yardım, yangın güvenliği, gıda güvenliği, çevre, kalite, trafik güvenliği, yatırım danışmanlığı, fizibilite konularında deneyimli ve sertifikalı uzmanlarımız ile danışmanlık, belgelendirme, eğitim, mühendislik, ve risk analizi hizmetleri sunuyoruz. Bu kapsamda işyerlerine danışmanlık hizmetleri verilmekte, mevzuatın gerektirdiği ya da işyerinin talep ettiği iş sağlığı iş güvenliği eğitimleri verilmekte, risk değerlendirmesi / analizi yapılmaktadır. İşyeri ortam ölçümleri (gaz, toz, gürültü, titreşim vb.), topraklama ve paratoner sistemlerinin kurulması ve kontrolü sırf’ın faaliyet alanında yer almaktadır.
Bünyemizdeki uzmanlarımız Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında İş Güvenliği Müfettişi, olarak görev yapmış kişilerle çözüm ortağı olarak çalışma yapılmaktadır.çözüm ortağı. Uzmanlarımız Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Sertifikası sahibi olup, ayrıca OHSAS 18001 Baş Denetçi Sertifikası sahibidirler. Bunun yanı sıra; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında İş Müfettişi olarak çalışmış olan kadromuzla diğer işçi-işveren ( Ücret, izin, fazla mesai, ceza, disiplin, Toplu İş sözleşmesinden kaynaklı sorunlar, Sendika vb), sorunlarına ilişkin olarak ta eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunmaktayız.
Ayrıca yangın güvenliği eğitimleri ve kaldırma makinaları kullanma eğitimleri verilmektedir.

İş Hukuku Konuları Danışmanlık Hizmetleri (İşçi-işveren İlişkileri, Sendikal İlişkiler)

Sırf Danışmanlık , iş hukuku ve işçi-işveren ilişkisi konularında ilgili yükümlülükler, uygulamalar, politikalar ve anlaşmalar da dahil olmak üzere pek çok şirketleri ve sendikaları temsil etmiştir. İş hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkların hem müzakereler hem de gerektiğinde dava veya anlaşma yoluyla çözümü konusunda şirketimizce hizmet verilmektedir. Ayrıca, çalışanların belirli eylemlerinin medeni hukuk ve ceza hukuku açısından sonuçları ile ilgili olarak danışmanlık hizmeti verilmektedir.
Danışmanlığımızın,iş hukuku ve işçi-işveren ilişkisi alanındaki hizmetlerini ağırlıklı olarak iş hukuku ve istihdam konularının hukuki incelemesi, ilgili sözleşme hükümlerinin müzakeresi ve çalışanların devri ile hizmet sözleşmelerinin sona erdirilmesi de dahil olmak üzere birleşmeler, devralmalar ve bölünmeler gibi şirketler hukukundan kaynaklanan işler sırasında karşılaşılan iş hukuku meseleleri oluşturur. Bu çerçevede üst düzey yöneticiler ve şirketler arasındaki hizmet sözleşmeleri ile rekabet etmeme, gizlilik sözleşmeleri ve istihdam ile ilgili diğer benzer koruyucu anlaşmaların hazırlanması konusunda önemli bir iş tecrübemiz bulunmaktadır. Bunun yanı sıra sendika ÇALIŞMALARINDAN doğan birikimimizle sendikal faaliyetler alanında da hizmet sunulmaktadır.

Performans yönetimi sisteminin temel amacı, çalışanların şirket hedefleri doğrultusunda etkin bir şekilde çalışmalarını sağlamaktır. Dolayısıyla, performans yönetimi sisteminde, çalışanların şirket hedefleri doğrultusunda etkin bir şekilde çalışmasını sağlayacak araçların ve yaklaşımların geliştirilmesi ve kullanılması esastır.
Performans yönetimi sisteminin ana unsuru, çalışanların performansının takibini ve geliştirilmesini amaçlayan performans değerlendirmesi sistemidir. Performans değerlendirmesi sisteminin amacı incelendiğinde, aşağıda yer alan iki ana noktanın göze çarptığı görülür:

Avrupa İstihdam Stratejisi, aktif istihdam politikalarına dayanarak, AB vatandaşlarının nitelikli eğitim ve öğretim yoluyla istihdam edilme şanslarını artırmak, girişimciliği özendirmek, değişen iş çevresine uyumu artırmak ve fırsat eşitliğini sağlamak hedefleri doğrultusunda politikalar üretilmesini desteklemektedir.
Avrupada işsizlik ve istihdam sorunu 1970li yıllarda ekonomilerin tam istihdam seviyesinden uzaklaşması ile gündeme oturmuştur. 1960larda %2 olan istihdam artışı, 1990larda %0,5e düşmüştür. Bunun sonucu, 1996 yılında ABde ortalama işsizlik oranının %10.8 yükselmesiyle, soruna Birlik düzeyinde ortak politikalar aranması yönünde uzlaşıya varılmıştır. Böylece,istihdam politikası bir "ortak çıkar meselesi" şeklinde ele alınarak, daha önce başlatılan çalışmalarla birlikte, 1997 yılında Amsterdam Antlaşması ile Kurucu Antlaşmaya "istihdam" başlığının ilave edilmesi "Avrupa İstihdam Stratejisi"nin oluşmasını sağlamıştır. Bu çerçevede, üye ülkeler AB ile koordineli istihdam stratejileri izleyecek, özellikle mesleki eğitimin.

DÜNDEN BUGÜNE AVRUPA BİRLİĞİ-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ ve UYUM ÇALIŞMALARI

Eski Yunan Uygarlığı,Eski Roma Uygarlığı ve daha sonra Hristiyanlık,Avrupa ‘nın temel değerlerini oluşturmuşlardır. Eski Yunan Uygarlığı ‘aklı’, Eski Roma Uygarlığı ‘hukuk’u, Hristiyanlık da ‘hümanizma’yı getirmiştir. Daha sonra da Roma-Germen Huku ku ortaya çıkmıştır. İşte Avrupa uygarlığı budur.Daha sonra bu temel değerlerin üzerine sırasıyla, Rönesans, Aydınlanma, Sanayi Devrimi gelmiştir.Kapitalizm,sosyalizm ve pozitivizm tartış- maları birbirlerini üreterek gelmişlerdir.

Küresel ekonominin çarklarının işleyişini Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuralları belirlemektedir. Bu kurallara tabi olan Türkiye, ayrıca AB kurallarının da uygulanmasından sorumludur. Bu kurallar ülkeleri bulundukları yerden alıp, genel kümenin içine katarak harmanlama amacını taşımaktadır. Ancak, bunun zıddı olan ulusalcılık ve ekonominin yerel değerlerini yükseltme yaklaşımı da, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de benimsenmektedir. Bu karşıtlık ortamı Dış Ticaret Kuralları üzerindeki ağırlığı arttırmaktadır. Organizasyonlar ise ancak bu karmaşık kuralları doğru okuduklarında değer yaratabilmektedirler. Ustalık düzeyinde Dış Ticaret Kuralları’nın işleyişine hakim olan SIRF organizasyonlara koruyucu hizmetler sunmakta; ayrıca üretim/tedarik fonksiyonunun ülkeler arasında çeşitlendirilmesi gibi, rekabet üstünlüğü elde etmelerine yönelik yönlendirici hizmetler sağlamaktadır.

1. GİRİŞ

Avrupa Birliği içerisinde ortak kurumları bulunan üç topluluk yer almaktadır.Bunların içerisinde ilk kurulanı Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (1951 tarihli Paris Antlaşması'yla) olmuştur. Daha sonra sırasıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu (1957 tarihli Roma Antlaşması'yla) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu kurulmuştur.Topluluklar bu sürecin sonunda üye devletler arasındaki bütün iç sınırları kaldırarak tek bir pazar kurmuşlardır. 1992'de Maastrich'te imzalanan Avrupa Birliği Antlaşması ile ekonomik ve parasal birlik doğrultusunda ilerleyen ve belirli alanlarda hükümetler arası işbirliğini içeren bir Avrupa Birliği kurulmuştur.Topluluğun çalışmaları başlangıçta, altı kurucu üyesi (Almanya, Belçika,Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg) arasında bir kömür ve çelik ortak pazarı kurulmasıyla sınırlıydı. Sözkonusu ülkeler 1957’de işgücü ile mal ve hizmetlerin serbest dolaşımına dayanan bir ekonomik topluluk kurmaya karar verdiler.

I - TANIM :

Uyuşmazlık, kavram olarak, iki hukuk süjesi arasında, bir hakkın, borcun, ödevin, bir hukuki durumun varlığı ve kime ait olduğu konusunda çıkan anlaşmazlıktır.
Vergi uyuşmazlıklarını hukuk bağlamında tanımlayacak olursak; Vergi Hukukunun uygulanması sonucu, Devletle vergi mükellefi arasında çıkan uyuşmazlıklar olduklarını söyleyebiliriz.
Vergi Hukuku, Devletle vergi mükellefi arasında var olan alacak-borç ilişkisini düzenleyen hukuk dalıdır. Bu alacak-borç ilişkisi, bu hukukun normları tarafından yönetilir. Vergi, mükellefi için, "borç”; Devlet içinse, "alacaktır”.
Ancak; bu borç ya da alacak Özel Hukuktan farklı olarak; iki taraf arasındaki sözleşmeden veya vergi mükellefinin haksız fiilin kaynaklanmaz. Vergi alacağı, dayanağını (ya da kaynağını), Devletin egemenlik (hakimiyet) hakkında bulur .
Yine, Özel Hukuktan farklı olarak, verginin, Devletle mükellef arasında kurduğu alacak - borç ilişkisinde, ilişkinin tarafları eşit değildir.
Devlet, mükellefe nazaran üstün hak ve yetkilere (kamu gücü kullanma yetkisine) sahiptir. Devlet, gerektiğinde, bu gücünü kullanarak, gönül rızası ile ödenmeyen vergiyi, zorla tahsil yoluna gidebilir.
Bu yüzden; vergi ilişkisi, eşit konumda olan hukuk süjeleri (özneleri) arasındaki ilişkileri düzenleyen Özel Hukuk (Borçlar Hukuku) kurallarına tabi değildir. Vergiyi doğuran olay ve hukuki durumların birer özel hukuk işlemleri olmalarına karşın, bu böyledir.
Söz konusu ilişkinin, Devlet tarafından kamu gücü kullanılarak oluşturulan diğer ilişkilerde olduğu gibi, Devletin üstün hak ve yetkileri ile bu hak ve yetkiler karşısında güçsüz durumda bulunan vergi mükellefinin çıkarlarını dengeleyen özel kuralları vardır. Bu kuralların bütününe, "Vergi Hukuku" denilmektedir.

II - VERGİ UYUŞMAZLIKLARININ TASNİFİ:

Vergi idaresi, Şekli Vergi Hukukunun kurallarını uygulayarak, Maddi Vergi Hukukunun alanına giren bir vergi türünü konu edinen bir vergilendirme işlemi veya vergilendirme işlemiyle bağlantılı başka bir işlem yapar.
Bu işlemler sırasında, başlangıçta söylenildiği gibi, vergi idaresinin yapısından, işleyişinden ve ajanlarının yetersizliğinden, kaynaklanan kimi hataların ve hukuk dışılıkların yapılması doğal ve kaçınılmaz olabilir. Kimi zaman da, yapılan işlemin hata ve hukuka aykırılıklar içerdiği, muhatabı olan vergi mükelleflerince sanılabilir.
Her iki halde de, vergi idaresi ile vergi mükellefinin iradesi arasında uyuşmazlık var demektir. İşte, vergi uyuşmazlığı diye adlandırdığımız, anlaşmazlık, böylece doğmuş olur.
O halde, vergi uyuşmazlığının kaynağının, vergi idaresinin Şekli Vergi Hukuku (Vergi Usul Hukuku) kurallarını uygulayarak yapmış olduğu işlemler olduğunu söyleyebiliriz.
Bu, gerçekte, “dar anlamda vergi uyuşmazlığı”dır. Dar anlamda vergi uyuşmazlığının, Pozitif Hukukumuz bakımından, iki kaynağı vardır: İlki, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu; ikincisi de, 4458 sayılı Gümrük Kanunudur. Bu iki kanuna göre yapılan işlemlerden kaynaklanan vergi uyuşmazlığı, dar anlamdadır.
Dar anlamda vergi uyuşmazlığına, verginin tahsiline ilişkin yöntemi düzenleyen 6183 sayılı AATUHK.'na göre yapılan işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarla, vergi alanında yapılan düzenleyici işlemlerden doğan uyuşmazlıkları da ekleyebiliriz. Buna da, "geniş anlamda vergi uyuşmazlıkları" adını verebiliriz.

Şirketlerde kuruluş işlemleri, kar ve zararın dağıtılması sermaye değişiklikleri, tasfiye, iki şirketin birleştirilmesi işlemlerinin muhasebeleştirilmesi işlemlerine denir. Şirket kişilerin ekonomik amaçlarla bir araya gelerek, emek, para ve mallarını ortak bir amaca ulaşmak için, belirli bir sözleşme ile birleşmeleridir. Şirketlerin temel amacı, tanımları gereği ekonomiktir.

Finansal Tablolar

- Bilanço Ve Gelir Tablosunun Genel Yapısı
- Bilanço Ve Gelir Tablosunu Oluşturan Unsurların İncelenmesi
- Bilanço Ve Gelir Tablosunun Analize Hazırlanması
- Kullanılan Analiz Yöntemlerinin İrdelenmesi
- Bilanço ve Gelir Tablosunun Yapısal Açıdan Analiz Edilmesi
- Bilanço ve Gelir Tablosunun Analizinde Oran Analizi
- Yapısal Açıdan Değerlendirmede Kullanılan Oranlar
- Karlılık Açısından Değerlendirmede Kullanılan Oranlar
- Büyüme Açısından Değerlendirmede Kullanılan Oranlar
- Kredibilite Açısından Değerlendirmede Kullanılan Oranlar
- Finansal Tabloların Analizinde Yatay Analiz Yöntemi
- Finansal Tabloların Analizinde Dikey Analiz Yöntemi
- Varlık Yapısının Analizi
- Borç Yapısının Analizi
- Sermaye Yapısının Analizi
- Varlık Sermaye Bağıntısının Analizi
- Borç Yapısının Analizi
- Sermaye Yapısının Analizi
- Satışlar ve Stokların Genel Yapısının Analizi
- Satışların Maliyeti Tablosunun Analizi
- Analiz Sonuçlarının Raporlanması
- Fiyatlar Genel Seviyesindeki Yükselişin Mali Tablolara Etkisi Ve Düzeltilmesinde Kullanılan Yöntemler
- Uygulamalar
Sırf belirtilen alanlarda çözüm için varız….ve yanınızdayız

Mali denetim, bütçe uygulamasına ilişkin olarak kamu idarelerinin mali karar ve işlemlerinin denetimidir. Harcama öncesi kontrolden farklı olarak, faaliyetlerin gerçekleşmesinden sonraki bir zamanda yürütülür. Dolayısıyla, denetim başladığında işler olmuş bitmiş, elde izleri (kayıtları ve belgeleri) kalmıştır. Mali karar ve uygulamaların izleri, muhasebe düzeni aracılığıyla sistematik bir şekilde toplanır, anlamlı bir şekilde sınıflanır, işlenir ve kaydedilir. İşte, denetim bu izler üzerinden yürütülür.
Kamu idaresinin gelir, gider, borç ilişkileri ile her türlü malları ve kıymetlerine ilişkin işlem ve tasarrufları muhasebe düzeni tarafından kayda alınır. Denetim bu veriler üzerinden gerçekleştirilir. Bu yönüyle mali denetim, muhasebe denetimidir.

SIRF Danışmanlık, siyasal ve sosyal iletişim, kamuoyu ve pazarlama araştırmaları, eğitim konularında serbest danışmanlık hizmeti veren genç LİDER bir kuruluştur. SIRF Liderlik Siyasal ve sosyal iletişim, sadece siyasal ve sosyal aktörler, yani siyasi partiler, siyasetçiler, belediyeler ve yerel yöneticiler, işçi ve işveren kuruluşları, diğer sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları ve onların kamuoyuna seslenen temsilcileri için sadece değil; şirketlerin sosyal sorumluluğu çerçevesinde, özel sektör kuruluşları ve yöneticileri için de zorunlu hale gelen bir faaliyet alandır. Kısaca lider doğuşta genle başlar.

Günümüz ekonomik yaşamında, bir danışmanla çalışmak, olağan bir durumdan öte bir zorunluluk haline gelmiştir. Bunun başlıca nedenleri, değişen ekonomik yapı; iç ve dış pazarlar arasındaki girift ilişkilerin artması ve hızlı gelişen teknoloji, buna bağlı olarak rekabet ortamının çetinleşmesi ve pazarın daralmasıdır.
Öğüt verme işi insanlık tarihi ile yaşıtsa da yönetim danışmanlığının dünyadaki geçmişine baktığımızda henüz yüz yıllık bir tarihi olduğunu görmekteyiz. Bu nedenle Yönetim Danışmanlığı hizmeti genç bir çalışma alanıdır.

Örgütsel Davranış (Organizational Behavior): Endüstri ve örgüt psikolojisinin göreli olarak yeni olan çalışma alın örgütsel davranıştır. Hemen hemen bütün işler bir örgüt ortamında yapılmaktadır ve bu ortam bireylerin tutum ve davranışları üzerinde etkilidir.
Bu nedenle örgütsel davranış davranışları incelerken örgütle ilgili değişkenleri dikkate alır.
Bu alandaki çalışmalara örnek olarak örgüt-içi iletişim iş rolü grup etkisi liderlik örgüte bağlanma konuları verilebilir. Özetle davranış üzerindeki sosyal etkiler daha çok bu alandaki kişilerin çalışma alanını oluşturur. Bir anlamda personel psikolojisi birey üzerinde odaklanırken örgütsel davranış ya da bazılarının ifadesiyle "sosyal ve örgütsel psikoloji" (social and organizational psychology) sosyal etkiler üzerinde çalışmalar yapmaktadır denilebilir.
Örgütsel davranış e/ö psikolojisinin diğer bilim dallarıyla en en fazla ilişkili olduğu alt alanıdır. Hatta bu alan psikoloji sosyoloji ve yönetim bilimlerinin ortak çalışma alanı gibi işlev görmekte ve bu şekilde oldukça dinamik bir yapı kazanmaktadır.

Propaganda çok sayıda insanın düşünce ve davranışlarını etkilemek amacını taşıyan önceden planlanmış bir mesajlar bütünüdür. Propaganda tarafsız bilgi sağlama yerine, en temelde kendi kitlesini etkileyecek bilgiyi sunar. Mesaj doğru olsa da yönlü olabilir ve olayın tümünü dengeli bir şekilde sunmayabilir. Genellikle politikada kullanılır ve hükümetler ve politik partiler tarafından desteklenir.

İş değerlemesi ve performans değerlemesi; endüstri devrimi ile birlikte artan maliyetleri düşürmek ve verimlilik artışı sağlamak amacıyla gelişmiştir. Üretim yönetimi tekniklerinin istatistik ve yöneylem teknikleriyle birlikte kullanılması sonucu, iş analizi bünyesinde hareket ve zaman etüdleri ile iş ölçümü kavramı gelişmiş, bunlar çerçevesinde de iş değerlemesi ve performans değerlemesi kavramları ortaya çıkmıştır .