info@sirfdanismanlik.com.tr Sırf Danışmanlık Hizmetleri

Ülke Stratejileri

Ülke Stratejileri

İletişim Çağında Türkiye :

BRÜKSEL - Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından vahim bir sorunu var: uluslararası iletişim. Yıllardır devletin düşünce ve davranışlarında kendine bir yer edinemeyen bir alan bu. Sonunda Türkiye’nin tanıtımına yönelik olarak bizzat Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık devreye girdi. Yeni atılımlar hazırlanıyor.

Düşünün ki iletişimin iyice önem kazandığı son yirmi yılda Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanları ve başbakanları önemli mesajlar vermek üzere dünyanın önde gelen başkentlerine gidiyor. Yanlarında bir sürü görevli de misafir gibi onlarla gidiyor, geliyor. Kimse öncesinde gidip verilmek istenen mesajlar hakkında bir medya ve düşünce önderleriyle bir zemin çalışması yapmıyor. Geziler sırasında önemli konularda görüşlerimizi yansıtan renkli, reklamcı gözüyle hazırlanmış broşürler dağıtılmıyor. Sonrasında mesajların medya, ekonomi ve siyaset çevrelerinde yayılması için girişimler yok. Aynı şekilde hala ‘Made in Turkey’ hak ettiği algılamaya sahip değil. Turizmde ise Türkiye gibi bir cevher 25 milyon ziyaretçi ve düşük gelir seviyelerinde. Örnek listesi çok uzun. Sonuçta uluslararası iletişim, tanıtım ve ülke markası birbirleriyle iç içe kavramlar olarak artık ciddiye alınmalı.

Tanıtımın Öneminin Tanıtımı

21. yüzyıl küresel hareketlik ve iletişim çağı. Ürünler için olduğu gibi ülkeler, kentler ve toplumlar için de tanıtım önemli. Pazarlama, medya, marka ve imaj çağındayız. Yalnızca yüzeysel ve şekilsel olarak değil elbette. Gelişen bilgi toplumu sayesinde içerik ile görüntünün sinerji yaratması gerekiyor. Bu ortamda ülke imajı bir ulusal çıkar meselesi. Türkiye’nin imajı küresel rekabet gücü açısından doğrudan bir çok alanı etkiliyor:

Markalı Ülke Olmak

Dünyada bu alanda bir çok başarı ve başarısızlık örneği var. Kimi ülkeler “İnanılamaz Hindistan”, “İspanya Tutkudur” veya en yalın şekilde “Avustralya” gibi tekil bir markayı başarıyla yükseltiyor. Kimileriyse sıkıcı broşürler, gürültülü televizyon reklamları ve karmaşık görüntülerle kaynaklarını iyi değerlendiremiyor.

Etkin bir ülke markasının temel özelliklerinden bazıları şunlar:

Ülke markası alanında önde gelen uluslararası referansı olan Anholt Nation Brands Index son yıllarda Almanya’nın yükselişine dikkat çekiyor. Uluslararası imajında sanayi ve disiplin gibi olumlu ögeler bulunan Almanya, aynı zamanda bu özelliklerine fazla vurgudan rahatsız. Kendisi hakkındaki diğer önyargıları da dikkate alarak, 2004 yılından beri önemli bir tanıtım etkinliği içinde. Ana tema: “Almanya, fikirler diyarı”. Daha iyi, renkli ve yaratıcı bir dünya için sanattan, sağlığa, temiz enerjiden, modaya her alanda iyi fikirler, yenilikler. Tüm iletişim araçlarıyla yoğun bir seferberlik. Tokyo metrosundan, Berlin meydanlarına, İngiliz gazetelerinden, Amerikan televizyonlarına, dünya fuarlarına ve siyasal söylemlere yayılan bir kampanya. Görüntüler bizzat Cumhurbaşkanı Köhler’in “fikirler diyarına hoş geldiniz” mesajı ile başlıyor. Köhler yanında bilimsel araştırmacılar ile, beyaz steril laboratuar giysileri içinde ileri teknolojik araştırma enstitüsünden gülümsüyor. Diğer görüntülerde de bilimsel ve sanatsal yaratıcılık ile mizah iç içe. Claudia Schiffer, Aspirin, Addidas, yıkılan Berlin duvarı üzerindeki halk ve Başbakan Merkel’in aralarında bir Türk kökenlinin de bulunduğu mesleklerinde başarılı on Alman ile uçuk bir dekordaki fotoğrafları ...

Diğer önde gelen bir referans Country Brand Index ise 2008’de ilk on ülkeyi şöyle sıralıyordu: Avustralya, Kanada, ABD, İtalya, İsviçre, Fransa, Yeni Zelanda, İngiltere, Japonya, İsveç. Bu sıralama tarih, doğa, altyapı ve eğlence kültürü gibi ögelere dayanıyor. Ne yazık ki dünya sıralamalarında Türkiye hep geride. Sahip olduğu potansiyel nedeniyle Türkiye bu durumu hiç hak etmiyor. Tanıtım alanındaki neredeyse genetik zafiyeti nedeniyle ise gayet iyi hak ediyor.

Türkiye Tanıtım Stratejisi

Bu yönde bir atılım için en az beş belirleyici etken var:

1. Halk desteği

Tanıtım okyanusta bir buzdağı gibi.Asıl kütlesi görünmüyor, suyun altında.

İşin doğası gereği, tanıtımın görünen, buzdağının suyun üzerinde kalan bölümünün özel sektör, sivil toplum, akademi ve medya gibi kaynaklardan doğrudan yapılması her zaman daha etkili. Tabii, devlet buzdağının asıl kütlesini oluşturan derin kısmını üstlenebildiyse. Aksi takdirde devlet dışında kalan kaynaklardan yapılan giderler suda eriyor. Görünmüyor. Diğer ülkelere göre rekabet gücü kaybı oluşuyor. Ayrıca tanıtıma vakfedilen finansman ve insan kaynakları hızla yukarı çıkan bir eğri izler. Ancak belli bir miktarda kaynak kullanımından sonra verim katlanarak artar.

Bu durumda önemli ölçüde kamu kaynağı aktarımı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ve kurumlarının ödedikleri verginin harcanması demek. Bu nedenle tanıtımın neden bir ulusal çıkar meselesi olduğunun, harcanan paraların karşılığının çok daha fazla ve bugüne kadarki kaybın vahim olduğunun iyi anlatılması gerekiyor.

Kaldı ki sanıldığından çok daha az miktarlarla önemli etkiler yaratmak olası. Örneğin uluslararası iletişimin AB boyutunda sorunlu olan Fransa ve Almanya gibi ülkelerde yılda yalnızca beşer milyon euro tutarında bir bütçelerle somut başarılar olası. Tabii profesyonel, sonuç odaklı ve hesap verebilir bir anlayışla çalışmak kaydıyla.

2. Değişim cüreti

Sorun Türkiye’nin tanıtımının ötesinde, çok boyutlu bir değişim gerektiriyor. Daha stratejik bir yaklaşım benimsenebilir:

3. Yaratıcı takım

Ankara’da yeni bir devlet dairesi kurarak, 21. yüzyılda tanıtım sorununu çözmek zor. Artık yeni bir şeyler söylemek zamanı: